İnsanın, Allah katında şerefli olduğuna, mele-i Alada (yüksek melekler kurul) bir yeri bulunduğuna ve kainatta yönetici rolü oynadığına inanması ona varlığını hissettirir ve nefsinin kıymetini artırır. Çünkü o, Allah’a intisap etmekle, kainattaki her şey ile irtibat kurmakla şeref duyar. Onurlu, başı dik yaşar. Zulme razı olmaz, zillete katlanmaz, aşağılık ve başıboşluk duygusunu yanına yaklaştırmaz. Müm’mine hayat veren bu duygu basit ve önemsiz bir şey değildir. 0, insan için büyük bir kazanç ve değerli bir ganimettir. Onun için hem bilinç ve tasavvur aleminde, hemde gerçek ve aktif alemde bir kazançtır.
fiu iki kimse arasmda ne büyük fark vardır: Bunlardan biri, mütekamil soydan gelen sırf bir hayvan olduğuna, bu hayatınm ilerisi ve gerisi olmadığına inanıyor. Hayatmın ilerisi ve gerisi olmadığına inanıyor. Hayatınm,Yüce varlıkla bir maymundan daha çok irtibatı yoktur. Öbürü ise, yeryüzünde Allah’m halifesi; kainattta hakkı yerine getirmede, hayrı ve güzelliği yaymada Allah’ın vekili olduğuna inanıyor. Ve şunu hissediyor ki: Bütün kainat hizmetindedir, melek onu korumaktadır, Allah onunla bebareberdir. Ve 0, Allah’m nimetine kavuşan Peygamberler, sıddıkler, şehitler ve salihler zümresine dahildir. Ölmekle varlığı sona ermez, kabre girmekle yurdu harap olmaz. 0, bitmeyecek, sürekli ebedi bir hayat için yaratılmıştır.
İşte insanın kainataki yeri hususunda itikat ve yakm derecesine varan bu köklü duygu; İslam inancının, bugün batı medeniyetine hükmeden maddeci görüşe ters düşen baş noktalardan biridir.
İki görüş arasmdaki farkı üç madde halinde özetleyebiliriz:
1-İnsanın Kainatta Yeri,
2- İnsanın Tabiatı (yaratılışı),
3- Hayataki Vazife ve Gayeleri.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir