İnsanın tabiatı konusu, ayaklarm kaydığı, akılların şaştığı bir konudur. Çünkü insan burada mürekkep (bileşik) ve kompleks görünüyor; insan ne sırf şehvet, ne sırf akıl, ne sade cisim, ne sade ruhtur. İnsan bunlann hepsini içine olmaktadır.
Amerikalı alim, Yale Üniversitesi porfesörü Sişot “Ruhun Hayatı” adlı kitabmda diyorki: “Asırlardır aklımı şaşırtan bir mesele var; o da insanın acaip şekilde iki tabiatlı oluşudur. insan maddi tarafi -bedeni- ile doğar, büyür , ölür. Fakat duyuların idrak edemediği bir şey daha var ki, o da bu bedene hükmediyor. Bu şey, düşünebiliyor, hissedebiliyor. İşte insan varlığının temerküz ettiği bu tarafıdır.
İnsan iki varlık gibi görünüyor: Biri maddi öbürü de bunun karşısındaki gayri maddi varlık. Acaba ne dersin, bunların her ikisi de gerçek mi, yoksa biri gerçek, diğeri sadece hayal mi!”
İnsanı anlamada ve onu gerçek şaklide tasavvur etmedeki bu sapıklık; insanın varlığındaki bu iki unsurdan biriniihmal etmeden veya aralarını açıp birini diğerinden ayrı kabul etmeden doğmaktadır”.
İslam ise insanın tabiatmı hakkı ile bilmiş ve önemini hakkı ile takdir etmiştir. Çünkü İslam Allah’m kelamıdır, insan da Allah’ın yaratığıdır. Bir şeyi yapan ve çatan onu bilmezlik edemez:
“Yaratan bilmez mi? 0, Latif ve Habirdir”. (MüIk: 67/14)
Allah insanı kesif beden ve şeffah ruhalinde yaratmıştır. Bedeni onu yare bağlar, ruhu da göğe doğru çeker. Bedeninin itici güçleri ve şehveti vardır. Ruhunun da arzu ve emelleri vardır. Bedeninin istekleri hayvanın kine, ruhun iştiyakları da meleğinkine benzer.
Bu çift tabiat, insan için arızi ve tali bir şey değildir. Bilakis bu, Allah’m yarattığı bir tabiattır. Bu tabiat iledir ki, ta çamur ve ruh olarak yaratıldğı günden beri yeryüzünde Allah’ın halifesi olamaya hak kazanmışır.
“İşte, gaibi ve hazırı bilen Aziz ve Rahim O’dur ki, yarattığı her şeyi güzel yarattı ve insanı yaratmağa bir çamurdan başladı. Soıwa insanın neslini, bi mutfeden (erkek ve dişihücreden), hakir birsudan yaptı. Soıwa Allah onu düzeltip tamamladı v bizzat kendi kudretinden ona ruh koydu. Sizin için kulaklar, gözler,kalpler yarattı. Allah’ın size verdiği nimetlere karşı şükrünüz pek az”. (Secde: 32/6-9)
İslam itikadı çamur için ruhu, ruh için çamuru ihmal etmedi. Bilakis ikisini birbirine kattı; ifrat ve tefrite sapmadan hem ruhun, hem debedenin hakkmı verdi.
Tarih öyle dinler ve milletler gösteriyor ki, bunlarm felsefesi, ruh gelişsin, saflaşsın ve kuvvetleşsin,diye bedeni ihmal etme esası üzerine kurulmuştur; mesela Brahmanizm ve Hıristiyanlık gibi.
Bunun karşısmda da öyle bir akım vardır ki, bu da insanda bir ruh olduğunu ve Alah’ın varlığını inkar ediyor. Çünkü duyularla kavranmayan, tecrübe altma alınmayan bir şeye inanmıyor.
Bunlara göre insan yarım insan, hatta çeyrek insan olarak yaşıyor. Yalnız hayvani tarafi için yaşıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir